Kendini İfade Edemeyen Psikopat – Toplumdan Kaçış

saldırganlık, psikopati, psikopat, sosyopat, antisosyal kişilik bozukluğu, davranım bozukluğu, kişilik bozuklukları, alkolik, sorunlu genç, şizofreni, asosyal

Bir sınav çıkışı, durak öğrenci kaynıyor. Bir delikanlı beliriyor eğitimi de ben yarattım otobüsü de ben yarattım durağı da ben buldum der gibi kasıla kasıla yürüyor. Gözlemlediğim kadarıyla gelişimde kritik dönemlerde problem yaşayan hatta Freud kuramlarını delip geçerek ergenlik döneminde saplantı yaşayan bir genç kardeşimiz. Seyirci etkisi ile motive olup, duraktaki herkesin onu izlediğini düşünerek kameralara poz atma çabaları…

Burnuma iğrenç kokular geliyor, sigarayı bırakmamın ikinci ayında, Tanrım bu kadar iğrenç mi kokuyormuş mu bu diyerek durakta sigara içip insanları rahatsız ettiğim her andan özür diliyorum, elindeki sigarasıyla mucizeler yaratıyormuşçasına yürüyen  genç kardeşimizi gözlemlerken. Sanki şöyle bir sigarasıyla dokunsa beklediğimiz otobüs gelecekmiş gibi…

Bir nefes daha çek ve olanca karizmatik poz çabalarıyla üfle. En iyi sigara içen sensin kardeşim, övünmekte haklısın bununla, zaten kim sigara içebiliyor ki şu zamanda. Eminim sigara da olmasa kendini ifade edeceğin bir şey olmayacak hayatında ve elinde.

Otobüs kırmızı ışıkta durdu, camdan seyrediyorum. Toplumun kaybettiğinden emin olduğum bir arkadaş daha. Ya da toplumun asla kazanamayacağı bir arkadaş. Bir omuz diğerinden 30 derece düşük, yürürken vücut ve kafa senkronize bir şekilde sallanıyor, elde dua etmek için olmadığına emin olduğum uzun ve dikkat çeken renkte bir tespih. Pantolon cebinde ufak bir kesici alet de var mıdır acaba diyorum içimden. Ya da bıçakladığı herhangi biri? Yoksa tamamen kendi öz güvensizliğinden mi kaynaklanıyor bu caka satması?

“Şöyle caka satarak yürürsem sokaktaki diğer kaybedenler  benim bir şey olduğumu sanıp bana bulaşmaz.”

Bu tiplerin bir de gerçekten gözü kara, gerçekten psikopat olanları var. Hayatta kendilerini sadece saldırganlık ile ifade edebilen tipler. “Ne baktın” diyerek bıçaklamalar… Tek dertleri en psikopat, en gözü dönmüş benim demektir bazılarının.

Çünkü birileri tarafından övülebilecekleri, yine kendileri gibi birileri tarafından hayranlıkla bahsedilebilecekleri tek şey budur. Kendilerini ifade edebilecekleri ortamları da budur.

Tıpkı alkoliklerin kendi aralarında “ne kadar içsem içeyim kafayı bulamıyorum” cümleleri ile övünmeleri gibi. Burada övünülen şey kafayı bulamamaları değil, o kadar içiyorum ki artık alkol bana tesir etmiyor temasıdır. Ne övünülesi değil mi?

Toplumun kaybettiği kesim, zamanla mutlu bir hayatı ve verimli bir geleceği kaybetmelerine sebep nesneyi övünme nesnesi haline getirirler. Zamanla öyle bir çukura sürüklenirler ki, sebepleri amaçları haline dönüşür.

Alkol aldığı için terk edilen adam, terk edilmesini unutmak için daha fazla alkol alır, zamanla aldığı alkolden ego tatmin etme yoluna girişip en iyi alkol içen olma muhabbetlerine karışır. Önceleri acıdan kaçmak için bir araç olan alkol, artık “kaybedenler kulübünde” makam mevki sahibi olma, en iyi olma objesi haline gelmiştir.

Benzer durum psikopat davranışlar için de geçerlidir. Kendisini ifade edecek bir şey bulamayan insanların düştüğü çukurlardan biridir saldırganlık. O güne kadar egosu sıvazlanmamış, tebrik edilmemiş, takdir edilmemiş bünyenin saldırgan davranışlar ile kendisinden bahsettirdiğini, saldırgan davranışlarıyla kendisini öven birilerinin olduğunu düşünün. Mükemmel bir tesadüfi ödüllendirme, edimsel koşullanmanın doğal deney ortamı…

Ya da Garcia ve Gartner’ın dediği gibi, organizma bir defa ödüllendi, artık o davranışı öğrendi. Bundan sonra ödüllendirseniz de ödüllendirmeseniz de o davranış devam edecektir. En azından yaptığı ilk saldırganlık eylemine kadar herhangi bir konuda bir övgü alamamış organizma, bundan sonra aynı övgüyü alabilmek için beklentiye girecek ve saldırgan davranışlarına devam edecektir.

Peki bir şekilde toplumdan izole olan, toplumun kazanamadığı bu insanları kazanmak mümkün mü?

Sosyal medyanın ortaya çıkışıyla şunu gördük ki, insanlar müthiş derecede düşüncelerini, duygularını dile getirme ihtiyacı içerisindeler. Ve dile getirdikleri düşüncelerini beğenilme arzusuyla topluma sunuyorlar. Fotoğrafını paylaştıkları bir anın kimler tarafından görüldüğünü, kimler tarafından beğenildiğini dikkatle takip ediyorlar. Yani insanlar, korkunç derecede toplumun beğenisine, toplum övgüsüne ihtiyaç duyuyorlar. Yani bir grup tarafından onaylanmış olma hissi sadece benim tabirimle kaybedenler kulübüne özgü davranış değil.

Kaybedenler kulübü üyelerinin beklentilerini, toplumdan izole olmamış, sıradan insanların beklentilerinden ayıran nokta, toplum tarafından hoş görülmeyen davranışların ödüllendirilmesini beklemeleridir. Kendilerini sadece kötü yollarla ifade edebilen kaybedenler kulübü üyelerinin, kendilerini ifade edebilecekleri, kendi iç dünyalarındaki potansiyellerini keşfedebilecekleri, sadece saldırma yönlerinin, sadece bağımlı yönlerinin olmadığının farkındalığını yaşayabilecekleri ortamları sunmak, yine bu gençlerden şikayetçi toplumun ve politik sistemin görevidir.

Toplum, kendisini yaşamın zararlı yönlerinde ifade etmeye mecbur kalan gençleri kendisinden uzaklaştırdıkça, bugün kavga eden genç yarın bıçaklı yaralamadan yargılanacak uslanmaz bir kişilik olacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.